Girişim Rehberi

Türkiye’de İş Kurmak

6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu (“Yeni TTK”) 14 Şubat 2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Yeni TTK ve 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun
Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’da (Yeni TTK’nın Yürürlüğe Girmesi ile İlgili Kanun) öngörüldüğü üzere, yeni yasa 1 Temmuz 2012 tarihinde
yürürlüğe girmiştir.

Yeni TTK’nin ana hedefi; uluslararası standartlara uygun bir kurumsal yönetim yaklaşımı geliştirmek, özel sermaye ve halka arz faaliyetlerini teşvik etmek,
yönetsel işlemlerde şeffaflık oluşturmak ve Türkiye’deki iş ortamını AB mevzuatı ve katılım süreciyle uyumlu hale getirmektir.

 

Yeni TTK’daki en önemli değişiklikler aşağıdaki gibi özetlenebilir:

 

Ortaklık Yapısı

 

Yeni TTK, sadece bir kişiyle anonim şirket (A.Ş) veya limited şirket (Ltd. Şti.) kurulmasına olanak tanımaktadır.

 

Eski yasaya göre, anonim şirket kurmak için en az beş ortak; limited şirket kurmak için ise en az iki ortak gerekmekteydi.

 

Dolayısıyla; Yeni TTK, eski TTK’nın yabancı şirketlerin minimum ortak sayısı gerekliliklerine uymak için zorunlu asgari ortak sayısını sağlama
yükümlülüğünü ortadan kaldırmaktadır. Böylece, kurulmuş şirketlerin hisselerinin tek bir tarafın elinde toplanması da artık mümkün olacaktır.

 

Yönetim Kurulu*

 

Yeni TTK’ya göre, yönetim kurulunun en az üç üyeden oluşması şartı da AB mevzuatıyla uyumlu olacak şekilde tek bir üye olarak değiştirilmiştir. Böylece,
çok sayıda üyenin ülkeler arasında sıklıkla seyahat etmesi nedeniyle yönetim kurulu toplantılarının aksaması önlenerek yabancı yatırımcılara daha kolay iş
yapma olanağı sunulmaktadır.

 

Yeni TTK, yönetim kurulu toplantılarında yönetim kurulu üyelerinin fiziksel olarak katılımını gerektirmemekte; toplantıların elektronik ortamda
düzenlenebilmesine izin vermektedir. Yeni TTK, bu değişikliklerle yabancı şirketlerin gereksiz seyahat masraflarının da önüne geçmektedir.

 

Buna ek olarak, tüzel kişiler de yönetim kurulu üyesi olarak atanabilmektedir. Bu durum, yabancı şirketlerin artık çok sayıda belge gibi bürokratik işlemle
uğraşmayacak olması veya yönetim kurulu üyelerini değiştirmek için hissedar toplantısı yapmak zorunda olmaması anlamına gelmektedir. Tüzel kişi tarafından
yetkilendirilmesi halinde yönetim kurulu üyeliği için her bir durumda farklı temsilciler atanabilir.

 

Yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olması zorunluluğu da ortadan kaldırılmıştır. Yeni TTK’ya göre, herhangi bir bağımsız kişi yönetim kurulu üyesi
olabilir. Bu sayede, pay sahiplerinden bağımsız hareket eden profesyonel bir yönetim kurulu oluşması sağlanarak kurumsal yönetim desteklenmektedir.

*A.Ş.’ye ait hükümler uyarınca

 

Kayıtlı Sermaye Sistemi

 

Yeni TTK, halka açık olmayan şirketlere kayıtlı sermaye sistemini benimseyerek bu sistemin getirdiği esnek sermaye artırımı olanağından faydalanma fırsatı
sunmaktadır. Bu olanak, yabancı şirketler için sermaye artırımı yaparken bürokrasiyi veya seyahat masraflarını azaltmak için büyük bir avantaj sunmaktadır.

 

 

 

Fikri Mülkiyet Hakları

Fikri mülkiyet hakları ayni sermaye olarak konulabilir. Bu gibi varlıkların ayni sermaye olarak konulabilmesi için, söz konusu varlıkların devredilebilir
nitelikte ve nakden değerlendirilebilir olması gereklidir.

 

Yetki Aşımı (Ultra-Vires)

Eski TTK’da “ticari şirketler ancak şirket ana sözleşmesinde yazılı işletme konusu içinde kalmak kaydıyla; hak iktisap etmeye ve borç yüklenmeye
yetkilidirler. İşletmenin konusu dışında yapılan işlemler yok hükmündedir” şeklinde belirtilen Ultra Vires ilkesi bulunmaktaydı. Ultra Vires ilkesi, 1
Haziran 2012 tarihinde kaldırılmış ve böylelikle yabancı şirketlerin, esas sözleşmede belirtilen faaliyet alanları dışında işlem yapması halinde bu
işlemleri geçerli olacaktır.

 

Türkiye’de İş Kurmak

Türkiye, yasal düzenlemeler sayesinde yatırımcılar için son derece elverişli bir iş ortamı sunmaktadır. Girişimciler, kişinin uyruğuna ya da ikamet ettiği
yere bakılmaksızın, bir gün içinde şirket kurabilmektedir.

Bir Günde Şirket Kurulumu

Şirket kurulumu, gerekli belgeler ile birlikte ilgili Ticaret Sicil Memurluğu’na başvurulduğu takdirde bir gün içerisinde tamamlanabilmektedir. Şirket,
kurucuların, kanuna uygun olarak düzenlenmiş bulunan, sermayenin tamamını ödemeyi şartsız taahhüt ettikleri, imzalarının noterce onaylandığı esas
sözleşmede, anonim şirket kurma iradelerini açıklamalarıyla kurulur. Şirket, Ticaret Sicil Memurluğu’na yaptırdığı kaydı takiben “tüzel kişilik” statüsü
alabilmektedir.

Şirket Türleri

Tüzel kişiliği olan şirketler:

· Anonim şirket (A.Ş.)

· Limited şirket (Ltd. Şti.)

· Komandit şirket

· Kollektif şirket

· Kooperatif şirket

Anonim Şirket

Anonim şirketler en az bir tüzel ya da gerçek kişi ortak ve en az 50.000 TL sermaye ile kurulur. Şirket sermayesinin en az ¼’ü kuruluş esnasında, geri
kalanı 24 ay içinde ortaklar tarafından ödenir.

Şirket sermayesi hisselere bölünmüştür ve her ortağın sorumluluğu tahahhüt ettiği sermaye ile sınırlıdır.

Her türlü ticari amaç için, yerli ya da yabancı sermaye ile kurulabilir. Bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri, tüketici finansmanı
ve kart hizmetleri şirketleri, varlık yönetim şirketleri, sigorta şirketleri, anonim şirket şeklinde kurulan holdingler, döviz büfesi işleten şirketler,
umumi mağazacılıkla uğraşan şirketler, tarım ürünleri lisanslı depoculuk şirketleri, ürün ihtisas borsası şirketleri, bağımsız denetim şirketleri, gözetim
şirketleri, teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketlerinin kuruluşları Bakanlığın iznine tabidir.

Anonim şirketler yönetim kurulu ve genel kurul tarafından yönetilir.

Kurumlar vergisine tabidir.

Limited Şirket

Limited şirketler en az bir tüzel ya da gerçek kişi ortak ve en az 10.000 TL sermaye ile kurulur. Şirket sermayesinin en az ¼’ü kuruluş esnasında, geri
kalanı 24 ay içinde ortaklar tarafından ödenir.

Şirket sermayesi paylara bölünmüştür ve her ortağın sorumluluğu tahahhüt ettiği sermaye ile sınırlıdır. Her türlü ticari amaç için, yerli ya da yabancı
sermaye ile kurulabilir.

Her türlü ticari amaç için, yerli ya da yabancı sermaye ile kurulabilir.

Limited şirketler müdürler kurulu ve genel kurul tarafından yönetilir.

Kurumlar vergisine tabidir.

Komandit Şirket

 

Komandit şirketler ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla kurulmuş şirketlerdir. Bazı ortakların (komanditer) sorumluluğu
belirli bir sermaye ile sınırlıyken, bazı ortakların (komandite) sorumluluğu sınırsızdır. Tüzel kişiler yalnızca komanditer ortak olabilmektedir ve
komandit şirketlerin asgari sermaye zorunluluğu bulunmamaktadır. Ortakların sorumluluk ve yükümlülükleri şirket kuruluş sözleşmesi ile belirlenir.

 

Kollektif Şirket

 

Kollektif şirketler, ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla kurulmuş olup hiçbir ortağın sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı
sınırlanmamıştır. Kollektif şirketlerde asgari sermaye zorunluluğu bulunmayıp, yalnız gerçek kişiler ortak olabilmektedir. Ortakların sorumluluk ve
yükümlülükleri şirket kuruluş sözleşmesi ile belirlenir.

Türkiye dışında tescilli şirketler ayrıca Türkiye’de irtibat bürosu veya şube açabilirler:

Şube

Merkezi Türkiye dışında bulunan şirketler ticari faaliyetlerini Türkiye’de gerçekleştirebilmesi için merkez şirkete bağlı şube açabilirler. Şube
ünvanlarında merkez şirketin isminin geçmesi zorunludur. Kuruluş için merkez şirketin yetkili karar organının kararı gereklidir. Gelir getirici işlemlerde
bulunabilirler. Kurumlar vergisine tabidirler.

İrtibat bürosu

Merkezi Türkiye dışında bulunan şirketler, Türkiye’de irtibat büroları kurabilirler.

İrtibat büroları gelir getireci faaliyetlerde bulunamazlar.

Yalnızca temsil, tanıtım, kontrol, araştırma gibi faaliyetlerde bulunurlar.

Tüm giderleri dışarıdan Türkiye’ye getirilecek yabancı para ile karşılanır.

Gelir amacı olmadığından kurumlar vergisine tabi değillerdir.

Şirket Kuruluş Prosedürleri

Şirket kuruluş sözleşmesinin noter onaylı 3 kopyası (bir tanesi orijinal) hazırlanır. Şirket kuruluş sözleşmesinin noter tarafından onaylanmasının
ardından, en geç 15 gün içerisinde, ilgili Ticaret Sicil Memurluğu’na aşağıda listesi verilen belgelerle birlikte başvurulması gerekmektedir.

Şirket Kuruluşu İçin Gerekli Belgeler

 

  • Taahhütname (Ticaret Sicil Yönetmeliği md. 24)

· Esas sermayeyi oluşturan payların tamamının, kurucu ortaklar tarafından şirket sözleşmesinde taahhüt olunduğunu gösterir noter şerhini içeren ve
kurucuların imzaları noter tarafından onaylanmış şirket sözleşmesi

  • Kurucular tarafından imzalanmış kurucular beyanı

· Pay bedellerinin bankaya yatırıldığını gösterir banka mektubu

· Şirket sermayesinin % 0,04’ünün, T.C. Rekabet Kurumu’nun bir devlet bankasındaki hesabına yatırıldığını gösteren banka dekontu

· Kuruluşu bakanlık veya diğer resmi kurumların iznine veya uygun görüşüne tabi olan şirketler için bu izin veya uygun görüş yazısı

· Şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınan kişilerin şirket unvanı altında atacakları imzaların noter onaylı örneği

· Ticaret Sicil Memurluğu’ndan, kullanılacak unvanın kontrol edilip onaylandığına ilişkin başvuru numarası

  • Şirket kuruluş bildirim formu (3 adet asıl)
  • Kurucu ortaklara ait yerleşim yeri belgesi

· Yabancı ortak hakiki şahıs ise noter onaylı pasaport tercümesi, tüzel kişi ise yetkili merciden alınmış sicil belgesinin apostil şerhli ve noter onaylı
tercümesi

Vergiler

Türkiye, OECD ülkeleri arasında kurumsal vergi oranlarında en rekabetçi ülkelerden biridir. 21 Haziran 2006 tarihinde yürürlüğe giren 5520 Sayılı Kurumlar
Vergisi Kanunu, mevcut uygulamalara getirdiği önemli değişikliklerin yanı sıra vergi mevzuatına da yeni kavramlar getirmiştir. Uygulamaya alınan Kurumlar
Vergisi Kanunu ile Türk Kurumlar Vergisi Mevzuatı’nın hükümleri çok daha anlaşılır olarak tanımlanmış ve uluslararası standartlara uygun objektif hükümler
halinde düzenlenmiştir.

Türk vergi rejimi üç ana başlık altında toplanabilir:

1.1. Gelir Vergileri

Türk vergi sisteminde yer alan gelir vergileri, şahsi gelir vergisi ve kurumsal gelir vergisidir. Şahsi gelir vergisi ve kurumsal gelir vergisi farklı
kanunlarda tanımlanmış olsa da, özellikle gelir unsurları ve net gelirin tanınması hakkında şahıslar için geçerli olan kural ve hükümlerin çoğu kurumlar
için de uygulanmaktadır.

1.1.1. Şahsi Gelir Vergisi

Gerçek kişilerin gelirleri şahsi gelir vergisine tabidir. Gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.
Gelir Vergisi Kanunu’na göre gelir sayılan unsurlar şunlardır:

· Ticari kazançlar

· Zirai kazançlar

  • Ücretler

· Serbest meslek kazançları

· Gayrimenkul sermaye iratları

· Menkul sermaye iratları

· Sair kazanç ve iratlar

Türk Vergi Hukuku vergilendirmede yerleşmeyi esas alarak tam veya dar mükellefiyet esasını düzenlemektedir. Tam mükellefler (ikametgahı Türkiye’de bulunan
ve bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar) Türkiye içinde ve dışında elde ettiği kazanç ve iratların tamamı üzerinden
vergilendirilirken, dar mükellefler (ikametgahı Türkiye’de bulunmayan ve bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturmayanlar)
sadece Türkiye’de elde ettiği kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilmektedir.

Şahsi gelir vergisi oranları % 15-% 35 arasında değişmektedir.

2015 yılı için uygulanan şahsi gelir vergisi oranları aşağıdaki gibidir:

Gelir Ölçekleri (TL)

(Ücretler İçin)

Oran (%) Gelir Ölçekleri (TL)

(Ücret Dışındaki Gelirler İçin)

Oran (%)
12.000’e kadar 15 12.000’e kadar 15
12.001-29.000 20 12.001-29.000 20
29.001-106.000 27 29.001-66.000 27
106.001 ve üstü 35 66.001 ve üstü 35

1.1.2. Kurumsal Gelir Vergisi

Gelir Vergisi Kanunu’nda tanımlanmış olan gelir unsurlarının kurumlar tarafından elde edilmesi durumunda vergilendirme, bu kurumların tüzel kişiliği
üzerinden yapılmaktadır. Kanunda sayılan kurumlar vergisi mükellefleri şunlardır:

  • Sermaye şirketleri
  • Kooperatifler
  • Kamu iktisadi müesseseleri
  • Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler
  • İş ortaklıkları

Kanuni veya iş merkezleri Türkiye’de bulunan kurumlar tam mükellef sayılmakta ve gerek Türkiye’de gerekse yabancı ülkelerde elde ettiği kazançları
üzerinden vergilendirilmektedir. Kanuni veya iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye’de bulunmayanlar dar mükellef sayılmakta ve yalnız Türkiye’de elde
ettiği kazançları üzerinden vergilendirilmektedir. Kanuni merkez, vergiye tâbi kurumların esas sözleşmelerinde veya teşkilat kanunlarında gösterilen
merkez; iş merkezi ise iş bakımından muamelelerin bilfiil toplandığı ve idare edildiği merkezdir.

Türkiye’de ticari kârlar üzerinden tarh olunan kurumsal gelir vergisi oranı % 20’dir.

Tam mükellef kurumlar tarafından ortaklara yapılan kar dağıtımı genel olarak % 15 oranında stopaja tabidir; ancak tam mükellef kurumlardan tam mükellef
kurumlara dağıtılan kâr payları üzerinden stopaj yapılmamaktadır. Kârın sermayeye eklenmesi ise kâr dağıtımı sayılmadığından stopaja tabi değildir. Benzer
şekilde dar mükelleflerin kurumlar vergisi tutarı düşüldükten sonra ana merkeze aktardıkları tutarlar üzerinden de % 15 oranında vergi kesintisi
yapılmaktadır.

1.2. Gider Üzerinden Alınan Vergiler

1.2.1. Katma Değer Vergisi (KDV)

Genel olarak uygulanan KDV oranları; % 1, % 8 ve % 18’dir. Ticari, sınai, zirai ve bağımsız mesleki mal ve hizmetler; ithal ederek ülkeye giriş yapan mal
ve hizmetler ile diğer faaliyetler yoluyla oluşturulan mal ve hizmet teslimatlarının tümü KDV’ye tabidir.

KDV muafiyet ve istisnalarından bazıları şunlardır:

  • Mal ve hizmet ihracatı

· Uluslararası roaming (dolaşım) anlaşmalarına uygun olarak ve karşılıklılık koşulunun uygulanması şartıyla Türkiye dışındaki müşteriler için Türkiye
içinde verilen roaming (dolaşım) hizmetleri

  • Serbest bölgelerdeki müşteriler için yapılan fason hizmetler
  • Petrol arama faaliyetleri
  • Liman ve havaalanlarındaki gemi ve uçaklar için verilen hizmetler
  • Yatırım teşvik belgesi kapsamında makine ve teçhizat teslimatları
  • Transit taşımacılık

· Diplomatik temsilciler, karşılıklı olmak kaydıyla konsolosluklar ve vergi muafiyeti statüsünde bulunan uluslararası organizasyonlar ve bunların
çalışanlarına yapılan teslimat ve hizmetler

· Bankacılık ve Sigorta Muameleleri Vergisi’ne tabi bankacılık ve sigorta işlemleri

1.2.2. Özel Tüketim Vergisi (ÖTV)

Çeşitli vergi oranlarında ÖTV’ye tabi dört ana ürün grubu bulunmaktadır:

  • Petrol ürünleri, doğal gaz, makine yağları, çözücüler ve çözücü türevleri

· Otomobiller ve diğer taşıt araçları, motosikletler, uçaklar, helikopterler, yatlar

  • Tütün ve tütün ürünleri, alkollü içecekler
  • Lüks tüketim maddeleri

Her teslimatta uygulanan KDV’nin tersine, ÖTV sadece bir defaya mahsus olarak uygulanmaktadır.

1.2.3. Bankacılık ve Sigorta Muameleleri Vergisi

Bankacılar ve sigorta şirketleri tarafından yapılan işlemlerin KDV’den muaf tutulmasına devam edilse de bu işlemler bankacılık ve sigorta muameleleri
vergisine tabi bulunmaktadır. Bu vergi, kredi faizi gibi bankalar tarafından kazanılan gelirler için uygulanmaktadır. Vergi oranı, genellikle % 5 olmakla
birlikte bankalar arasındaki mevduat işlemleri gibi bazı işlemlerde uygulanan faiz için % 1’dir. Kambiyo işlemlerinden gelen satış tutarlarına ise 2008
yılından itibaren vergi uygulanmamaktadır.

1.2.4. Damga Vergisi

Damga vergisi; sözleşmeler, anlaşmalar, borç senetleri, sermaye iştirakleri, kredi mektupları, teminat mektupları, mali bildirimler ve bordrolar dâhil
olmak üzere çeşitli dokümanlar için uygulanmaktadır. Damga vergisi % 0,189 – % 0,948 arasında değişen oranlarda belge bedelinin belirli bir yüzdesi olarak
tarh olunduğu gibi, bazı belgeler için maktu (önceden belirlenmiş bir bedel) olarak da alınmaktadır.

1.3. Varlık Vergileri

Üç çeşit varlık vergisi bulunmaktadır:

  • Emlak vergisi
  • Motorlu taşıt vergisi
  • Veraset ve intikal vergisi

Türkiye’de sahip olunan bina, daire ve araziler % 0,1 ile % 0,6 arasında değişen oranlarda emlak vergisine tabi olup tahakkuk eden bu verginin % 10’u
oranında da Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Ait Katkı Payı ödenmektedir. Motorlu taşıt vergileri ise her yıl araçların yaşı ve motor hacmine göre
yeniden belirlenen maktu bedeller tutarınca alınmaktadır. Veraset ve intikal vergileri ise % 1-30 oranında alınmaktadır.

İstihdam Koşulları

Türkiye’deki çalışma koşulları esas olarak İş Kanunu ve Sendikalar Kanunu ile düzenlenir.

İş Kanunu uyarınca, farklı iş sözleşmesi türleri bulunmaktadır:

a) “Süreksiz” ve “sürekli” işlerdeki iş sözleşmeleri

b) “Belirli süreli” veya “belirsiz süreli” iş sözleşmeleri

c) “Kısmî süreli” ve “tam süreli” işlerdeki iş sözleşmeleri

d) “Çağrı üzerine çalışma”ya ilişkin iş sözleşmeleri

e) Deneme süreli iş sözleşmesi

f) Takım sözleşmesi ile oluşturulan iş sözleşmeleri

İş sözleşmeleri, damga vergisinden ve her türlü resim ve harçtan muaftır.

Çalışanlar arasında dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din ya da benzeri ölçütlere dayalı olarak ayırım yapılması hukuken yasaktır. Aynı ya
da eşdeğer işleri yapan çalışanlara verilecek ücretlerin belirlenmesi sırasında cinsiyete dayalı olarak ayırım yapılması da yasaktır.

Çalışma Süreleri ve Fazla Çalışma

İş Kanunu uyarınca, normal çalışma süresi haftada en fazla 45 saattir. Prensip olarak, bu 45 saatlik süre çalışma günlerine eşit şekilde dağıtılır. Ancak,
İş Kanununa uygun olarak işveren tarafından çalışma süresi yasal sınırlar dâhilinde düzenlenebilir.

Haftalık 45 saatlik çalışma süresi sınırını aşan saatlere ilişkin ödemeler kural olarak “fazla çalışma süresi” kapsamında yapılır. Her bir saat fazla
çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir. Fazla çalışma yapan işçilere
ödeme yapmak yerine fazla çalışılan her saat için 1,5 saatlik dinlenme süresi de verilebilir. Hafta tatillerindeki ve resmi tatillerdeki fazla çalışmalar
için işçinin bir günlük tatil ücreti ve fazla çalışmaya ilişkin ücret ödenir. Ücretler çalışanlar ile işverenler arasında imzalanan toplu iş sözleşmelerine
ya da bireysel iş sözleşmelerine dayalı olarak artırılabilir. Toplam fazla çalışma süresi yılda 270 saati aşamaz.

Yıllık Ücretli İzin

Altı ücretli resmi tatil günü (1 Ocak, 23 Nisan, 1 Mayıs, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim) ve iki ücretli dini bayram tatili olmak üzere yılda toplam sekiz
ücretli izin vardır. Deneme süresi de dâhil olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olmaları koşulu ile çalışanlar, aşağıda belirtilen çalışma sürelerine uygun
şekilde ücretli yıllık izin yapmaya hak kazanırlar:

Çalışma süresi (yıllık) Asgari ücretli izin süresi
1 – 5 yıl (5. yıl dâhil) 14 iş günü
5 – 15 yıl 20 iş günü
15 yıl (dâhil) ya da üzeri 26 iş günü

Bu izin süreleri kanunda belirtilen asgari sürelerdir ve çalışanlar ile işverenler arasında imzalanan toplu iş sözleşmelerine ya da bireysel iş
sözleşmelerine dayalı olarak uzatılabilir.

İş Kanunu uyarınca, işverenin aynı işyerinde ve tüm ülkede çalıştırdığı işçi sayısının en az 10 işçi olması halinde işçilere ödenecek her türlü prim,
ücret, tazminat vs. çalışanların banka hesaplarına Türk Lirası (TL) olarak ödenmek zorundadır. Ücret ve maaş tutarlarının çalışanların banka hesaplarına
ödenmemesi durumunda, işverene çalışan başına idari para cezası verilir. Ücretlerin/maaşların yabancı bir para birimiyle gösterilmesi mümkündür. Bu
durumda, ücretler/maaşlar, ödeme tarihinde geçerli olan ilgili döviz kuru esas alınarak Türk Lirası cinsinden ödenir.

İş Sözleşmesinin Feshi

4857 sayılı İş Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca, iş sözleşmelerini feshedecek işverenlerin ve çalışanların, aşağıdaki tabloda gösterildiği üzere, fesih
işleminden belirli bir süre önce bildirimde bulunmaları gerekmektedir.

İşverenlerin ve çalışanların asgari fesih bildirim süreleri
Çalışma süresi Bildirim süresi
0 – 6 ay 2 hafta
6 – 18 ay 4 hafta
18 – 36 ay 6 hafta
36 aydan fazla 8 hafta

Bir iş sözleşmesi iki şekilde feshedilir:

1) Süreli fesih

Gerek çalışan gerekse işveren, belirsiz süreli iş sözleşmelerini yukarıdaki tabloda belirtilen bildirim sürelerine dayalı olarak feshedebilirler. Bildirim
şartına uymayan taraf, bildirim süresine karşılık gelen ücreti tutarında tazminat ödeyerek iş sözleşmesini feshedebilir.

2) İş sözleşmesinin İş Kanununda belirtilen geçerli ve haklı sebeplere dayalı olarak, sözleşme süresinin bitiminden önce veya yukarıda belirtilen bildirim
sürelerini beklemeksizin feshedilmesi

Aşağıdaki koşullar altında, gerek işveren gerekse çalışan, iş sözleşmesini bildirim sürelerini beklemeksizin feshetme hakkına sahiptir:

· Sağlık sebepleri

· Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri

· Zorlayıcı sebepler

Kıdem Tazminatı

İş Kanununda belirlenen şartları taşıyarak işten ayrılan ya da iş akdine işveren tarafından son verilen çalışanlara işyerindeki kıdem sürelerine göre
hesaplanacak miktarda bir tazminatın ödenmesi gerekmektedir. Bu tazminat ödemesi, çalışanın işe başladığı tarihten itibaren iş sözleşmesinin devamı
süresince her geçen tam yıl için 30 günlük son brüt ücreti tutarında hesaplanır. Çalışana her bir yıl için otuz günlük ücret ödenmesi yöntemine dayalı
olarak ödenen miktar, altı ayda bir kararlaştırılan tavan sınırını aşamaz. Ancak iş sözleşmesinde ilgili bir hükmün bulunması durumunda, söz konusu ödeme
sınırını geçen tazminat ödemelerinin yapılması da kabul edilebilir.

Çalışanların kıdem tazminatı almaya hak kazanmalarına ilişkin gerekçeler aşağıda belirtilmiştir:

· Çalışanın askerlik görevi nedeniyle işyerinden ayrılması (erkekler için geçerlidir)

· Çalışanın emekliye ayrılması (bağlı bulunan sigorta kurumlarından yaşlılık ya da emeklilik aylığı veya malullük ödemesi almak amacıyla)

· Çalışanın 3600 prim gün sayısı ve 15 yıl sigortalılık süresini tamamladıktan sonra istifa etmesi (yaş dışındaki emeklilik şartlarını yerine getirmiş
olması ve SGK’dan yaş dışında emeklilik şartlarının yerine geldiğine dair yazının alınarak işverene iletilmesi suretiyle istifa halinde)

· Kadın çalışanların evlendikleri tarih itibarıyla bir yıl içinde iş sözleşmelerini kendi istekleri ile sona erdirmeleri

· Çalışanın vefat etmesi,

· İşveren tarafından iş akdine İş Kanununda sayılan haklı nedenlere dayanmaksızın son verilmesi, işçinin haklı olarak iş akdini feshetmesi

İş Güvencesi

İş Kanunu’na göre iş akdinin işveren tarafından feshedilmesi halinde bu feshin dayandığı sebebin işçiye bildirilmesi ve fesih sebebinin geçerli olması
gerekmektedir. İşçi fesih bildiriminin kendisine yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde İş Mahkemesinde dava açma hakkına sahiptir. Açılacak davada
feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene ait olup işçi feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ederse, bu iddiasını ispatla
mükelleftir. Mahkemece feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verilmesi halinde işçi, kararın kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde
işverene başvuruda bulunmaz ise işveren tarafından yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.

Sosyal Güvenlik Sistemi

Türkiye’deki sosyal güvenlik sistemi, 2007 yılında büyük bir dönüşüm sürecinden geçmiş ve bu sürecin sonunda, farklı sosyal güvenlik fonlarının tek bir
kurum bünyesinde toplanıp merkezi bir şekilde denetlenmesine dayalı olan, daha verimli ve daha hızlı işleyen bir sistem haline gelmiştir.

Üç farklı sosyal güvenlik kurumu olan SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur, 2007 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) adı altında tek bir kurum bünyesinde
birleştirilmiştir. 2008 yılı itibarıyla, söz konusu üç sosyal güvenlik kurumu, nüfusun yaklaşık % 81’ini kapsamaktadır. Yeni sistem, 2008 yılının başından
itibaren tam anlamıyla işlerlik kazanmaya başlamıştır.

Sosyal Güvenlik Prim Ödemeleri

Sosyal güvenlik primleri (çalışanın brüt kazancının belirli bir yüzdesi olarak hesaplanan) hem işveren hem de çalışan tarafından ödenebilmektedir. Genel
bilgi verilmesi amacıyla aşağıdaki tabloda konuyla ilgili oranlar belirtilmiştir.

Sosyal Güvenlik Primleri (ofis çalışanları)
Risk türü İşverenin payı (%) Çalışanın payı (%) Toplam (%)
Kısa süreli riskler 2* 2*
Uzun süreli riskler 11 9 20
Genel sağlık sigortası 7,5 5 12,5
İşsizlik sigortası katkı payı 2 1 3
Toplam 21,5* 15 36,5*
*Kısa süreli risklere ilişkin prim oranları 6385 sayılı yasa ile risk oranlarına bakılmaksızın tüm işverenler için % 2 olarak
belirlenmiştir.

Kendi ülkelerinde geçerli olan sosyal güvenlik katkı primlerini ödeyen yabancı uyruklu kişilerin, söz konusu ülke ile Türkiye arasında karşılıklı olarak
imzalanmış bir sözleşme bulunması durumunda, Türkiye’de geçerli olan sosyal güvenlik primlerini ödemeleri gerekmez.

İşsizlik Sigortası Primi Ödemeleri

Çalışanın aylık brüt kazancı üzerinden, çalışanlar % 1, işverenler % 2 ve devlet % 1 oranlarında İşsizlik Sigortası katkı primi ödemek zorundadır. Sosyal
güvenlik prim ödemelerine benzer şekilde, işsizlik sigortası primlerinin de aylık olarak ödenmesi gerekir. İşverenler bu tür katkı paylarını vergiye tâbi
gelirlerinden düşebilirler. Öte yandan, çalışanların katkı payları gelir vergisi matrahlarından düşülebilir.

Türkiye ile imzaladığı sosyal güvenlik sözleşmesi hâlâ yürürlükte olan bir ülkedeki zorunlu sosyal güvenlik sistemine tâbi olmaya devam eden yabancı
uyruklu kişiler, Türkiye’de geçerli olan sosyal güvenlik ödemelerine tâbi değillerdir. Söz konusu kişilerin kendi ülkesindeki sosyal güvenlik sistemine
tâbi olduğunu kanıtlayan belgenin yerel sosyal güvenlik müdürlüklerine sunulması gerekir. Çalışan kendi ülkesindeki sosyal güvenlik sistemine tâbi değilse,
genel olarak bu çalışanın Türkiye’de geçerli olan sosyal güvenlik ödemelerinin tamamını yerine getirmesi gerekir. İşsizlik sigortası primleri sosyal
güvenlik prim katkı payları ile birlikte açıklanır ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na ödenir.